İŞ TAKİPÇİLİĞİ
İş takipçiliği, yasal düzenlemesi yapılmamış başıboş bir alan. Kolay kazanç kapısı olarak görülen bir saha. Her emeklinin ilk aklına gelen faaliyet. Geliri, kazancı büyük oranda kayıt dışı olan bir iş. Kurumumuzun sırtından statü, iktidar ve kazanç elde etme yolu.
İş takipçisi kazanç amacıyla bu işi yaptığından, mevzuatı da yeteri kadar bilmediğinden yasal bir statüsü ve sorumluluğu da bulunmadığından; bu işi yapanlardan, sonuçlanması mümkün olmayacak işlerde bile kurum çalışanları ile özel ilişkisi olduğu izlenimi vermek suretiyle iş sahibi olan kişileri yanıltanlar çıkmaktadır. İş sahibi kişilerden bu yüzden mağduriyet yaşayanlar olmaktadır. Dairenin çalışma düzeni kurallara uygun olarak yapıldığında takipçi bunu delme, disiplini bozma ve aşındırma çabası içine girmektedir. Çünkü onun zaafiyeti olan kişilere ihtiyacı vardır.
Kurumumuza zarar veren ve kamuoyu nezdinde itibar kaybettiren olumsuzlukların zemini buradadır. Bu konuda genelge ile yapılan düzenlemeler istenilen sonucu vermemiştir. Emlakçılardan, kendilerine tanınan iş takip sözleşmesi ile müracaat etme hakkını kullanan yok gibidir. Çünkü bu işi yapanlar kayıt altına girmek istememektedirler. Emlakçılık bütün dünyada var olmakla ve Ülkemizde de ciddi olarak yapanlar olmakla beraber; önemli bir bölümünün bu işi yapış tarzı emlakçılıktan ziyade takipçiliğe dönüşmüş olup, ayakçılık değnekçilik tarzında yapılan bir iş durumundadır.
İş takipçisinin veya aynı tür faaliyeti sürdüren emlakçının yasal olmayan müracaatlarının önünü kesip doğrudan iş sahibi kişilerin müracaatına bağlı olarak işler yürütüldüğünde; menfaati zedelenmiş olanların olumsuz manipülasyonlarının da etkisi ile:
* İşlemdeki süreçler bürokrasi olarak görülmeye,
* İstenen evraklar zorluk çıkarma olarak değerlendirilmeye,
* Hukuku ve kuralları göz ardı ederek işin felsefesini yapmaya başlama durumu ortaya çıkmaya,
* Ben vatandaşım doğru söylüyorum bu evraka neden gerek duyuyorsunuz denilmeye,
Başlıyor.
Aydın’da görev yaptığım dönemde bir kurumda muhasebe müdürü olarak görev yapan bir kişi konut yapı kooperatifi başkanı sıfatıyla kooperatifin gayrimenkulünün satışı için müracaat etmişti. Kendisinden satışla ilgili kooperatif genel kurul kararı istendiğinde, ‘Ben kooperatif olarak satıyorum bundan size ne’ demişti.
Kişi kooperatif başkanı ama, Kooperatifler Kanunundan haberi yok. Genel Kurul nedir yönetim kurulu nedir bunlar hangi konularda yetkilidirler bildiği yok. Kendine izah edildiğinde anlamak istemediği gibi, üstüne üstlük ‘Allah tapu dairesine düşürmesin’ demişti.
Kurumumuzun yıpratılmasına izin verilmemelidir. Bu işi kamu düzeninin gereği gibi görmek, Kurumumuz çalışanlarını oluşmuş olan bu piyasa ile savaşan bir durumdan çıkarmak lazımdır. Bu müesseseye ihtiyaç varsa yasal düzenlemelerin yapılmasında emlak müşavirliği yasasının çıkarılmasında ısrarcı olunmalıdır. Eğer ihtiyaç yoksa Kurumumuzun organizasyon yapısı ve çalışma usul ve şekillerinin bu tip faaliyetlere elvermeyecek bir hale getirilmesi gereklidir. Saygılarımla. Mehmet SATIR / Selçuk Tapu Sicil Müdürü