5831 sayılı Kanun ve Ormanların Yağmalanması Riski
(5831s.Kanun 1) konulu yazımızda; 5831 sayılı Kanun ile ilgili ilk yazıda; 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince çalışmaları devam eden yerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu gereğince çalışmalara başlanmışsa; orman kadastrosu 3402 sayılı Kanun gereğince sonuçlandırılacağından;
(5831 s.Kanun 2) başlıklı yazımızda da; Kadastro ekiplerinin, potansiyel yağmalama ekipleri gibi gösterilmesini doğru bulmadığımızı, 5831 sayılı Kanun ile ormanların yağmalanmasına sebep olunup olunmadığı; çalışmaların orman kadastro komisyonları tarafından ya da kadastro ekipleri tarafından yapılması bazında değil; orman olarak belirlenen yerler içinde 2/B madde kapsamında orman dışına çıkarılan yerlerin satışının kimlere olacağı konusunda yapılması gerektiğinden; bahsetmiş idik.
5831 sayılı Kanunun verdiği yetki gereği “kadastro ekiplerinin” yapacağı iş;
1 – Daha önce orman kadastro komisyonları tarafından belirlenmiş 2/B sahalarının, en az bir orman mühendisinin katılımıyla, sınır nokta ve hatlarının orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle zemine aplike edilmesidir. Yani, orman kadastro komisyonları tarafından daha önce belirlenmiş 2/B sahalarının, yine bir orman mühendisi marifeti ve bir haritacı hassasiyeti ile zemindeki hududunun net olarak belirlenmesidir.
2 – Belirlenen 2/B sahaları içerisinde yer alan her bir parçanın ölçümünün yapılması ve her bir parçanın varsa muhdesatının kime ait olduğunu, kim ya da kimler tarafından kullanıldığını belirlemektir.
Bu belirleme ile kadastro ekipleri çalışmalarını tamamlamış olacaktır. İşte bu belirleme sonucunda, 2/B sahası içerisindeki her bir parçanın hangi koşullarda kim ya da kimlere satılacağı konusu ormanların yağmalanıp yağmalanmayacağı konusunda belirleyici olacaktır.
Çünkü;
Öncesinde yürürlükte olan 2924 sayılı Orman Köylülerini Desteklenmesi Hakkındaki Kanun gereğince; hak sahibi olabilmek için 31.12.1981 tarihinden beri köy nüfusuna kayıtlı olmak ve 4127 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden itibaren geriye yönelik olarak 5 yıl müddetle o yerde ikamet etmiş olmak koşulu bulunmakta idi. Buna göre 2/B sahaları ancak orman köylüsü olan ve yaşamını devam ettirebilmek için mutlak surette o yere ihtiyacı olan kişiler hak sahibi olabilmekte idi.
5831 sayılı Kanun gereğince 2/B sahaları içerisinde belirlenen her bir parçada kimlerin hak sahibi olacağı konusunda şu an bir belirsizlik bulunmaktadır. Bu belirsizliğin sebep olduğu boşluk kötü niyete açık olmayacak yasal düzenlemelerle doldurulması gerekir. Aksi takdirde ormanların ve 2/B sahalarının yağmalanmasına asıl o zaman sebep olunur.